12 Nisan 2013 Cuma

"ÜLKÜ'NÜN YAĞI" DİKİŞ KUTUSU VE SERAMİK VAZO

Bu ne biçim başlık diyorsanız haklısınız ama hikayesini dinleyin. Benim bir anneannem var ki bildiğiniz anneannelerden değil :) Kendisi 73 yaşında olmasına rağmen hepimizi cebinden çıkaracak yaşam sevincine, eğlenceye, hayata tutunma gücüne sahiptir. Neşeli anlarında tadına doyulmaz, insanı gülmekten altına ettirir (bir kabul gününde bir teyzeyi altına kaçırttırmıştı!) ve fakat öyle zamanlar olur ki kaçacak delik arattırır, dünyayı dar eder :) Savaş görmüş toplumun eski bir bireyi olarak da müsrifliği sevmez, parasının hesabını mükemmel tutar. Biz eskiden yaz tatilinde anneannemin yanına Burdur'a göl evine giderdik. Hava kararana kadar göle girer, gece yarılarına kadar bisiklet biner, bahçedeki envai çeşit meyve ağacından yemişleri toplar, süzme yoğurdu ekmeğe sürüp üzerine tuz-nane ya da şeker ekip mideye indirirdik. 
Anneannem

 
O yazlık göl evinde canciğer akrabalarımızla birlikte kaldığımız için buzdolabında herkesin alışverişi olurdu. Ancak anneanneminki özeldi. Kalabalıkta karışmasın diye paketlerin üzerine ince el yazısıyla uzun uzun ismini yazardı. Yoğurt kutusunu alırsınız "Ülkü'nün yoğurdu", şekere uzanırsınız "Ülkü'nün şekeri", yağa mı davrandın "Ülkü'nün yağı!". Biz de buna çok gülerdik. Halen daha aile içinde birine ait demek yerine Ülkü'nün yağı deriz. 
Tabi gülüyoruz ama bu tutumluluğu sayesinde benim de bu atölyeyi açmamda büyük katkısı oldu, hatta o olmasaydı açamazdım sanırım. İşte ben de ihtiyacı olduğunu bildiğim için ona bir dikiş kutusu yapayım dedim. Ruhuna uygun kırmızılı, kalpli, şen şakrak bir kutu boyadım, hamurla kabarttım, yanına da "Ülkü'nün dikiş kutusu" yazdım. Başkasıyla karışıverir hafazanallah!
Çok konuştum geçelim fotoğraflara.




 
Bu arada fotoğraflara dikkat ettiniz mi öncekilere nazaran ne kadar net çıktı. Ne oldu makinama eskiden iyiydi şimdi buğulu çekiyor diye günlerdir oynamadığım ayarı kalmadı. Daha bugün merceği silmeyi akıl ettim, fotoğraflar pırıl! Allahım akıl dağıtırken beni boyaya mı göndermiştin, nerdeydim? Off off :)

Bir de seramik vazo boyadım bu hafta. Çok uzun yıllardır muhasebecimiz olan ama artık kardeşim olarak gördüğüm canım Çilem'ciğimin de aylar önce boyamam için verdiği vazo bu. Ancak elime alabildim ama güzel oldu, ne dersiniz? Seramiğe önce su bazlı vernik sürdüm. Sonra beyaza boyadım. Çiçekleri hamurla kabarttım ve püskürtme tekniği ile boya püskürttüm. Verniği de attım mıydı, hazırrr.


 
 Haftaya yeni ürünlerle buradayım, beklerim efenim.

8 yorum:

  1. Ellerinize sağlık.Hepsi çok ama çok hoş olmuş.Nnineniz ile ilgili anınızda çok hoş gerçekten.Eskiler zamanın da paranın da kıymetini biliyorlarmış biz çok savurganız gerçekten.Sevgiler :)

    YanıtlaSil
  2. Evet tutumluluk becerebildiğimiz ölçüde güzel :) Benden de sevgiler

    YanıtlaSil
  3. Benimde vintage bir takı çantasına ihtiyacım var takibinde kalıcam :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir dahaki çekiliş ürünü tüyosu almış oldum:)

      Sil
  4. tam da anneanneye özel bir kutu olmuş:)) iyi günlerde kullansın ülkü hanım:)
    seramik vazo da şahane olmuş.
    eline emeğine sağılk bu güzel çalışmalar için:)
    sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle güzel sözler duydukça nasıl cevap vereceğimi şaşırıyorum, çok çok teşekkür ederim.

      Sil
  5. püskürtme nasıl oluyor acaba

    YanıtlaSil
  6. Püskürtmede akrilik boyayı suyla karıştırıyorsunuz sonra stencil fırçasını boyaya batırıp parmaklarınızı fırçanın bir ucundan diğer ucuna sürtüyorsunuz. Böylece boya noktalar halinde püskürtülüyor. Yaparken her yere sıçradığı için üstünüze ve etrafa dikkat etmenizi tavsiye ederim :)

    YanıtlaSil