Anneannem
O yazlık göl evinde canciğer akrabalarımızla birlikte kaldığımız için buzdolabında herkesin alışverişi olurdu. Ancak anneanneminki özeldi. Kalabalıkta karışmasın diye paketlerin üzerine ince el yazısıyla uzun uzun ismini yazardı. Yoğurt kutusunu alırsınız "Ülkü'nün yoğurdu", şekere uzanırsınız "Ülkü'nün şekeri", yağa mı davrandın "Ülkü'nün yağı!". Biz de buna çok gülerdik. Halen daha aile içinde birine ait demek yerine Ülkü'nün yağı deriz.
Tabi gülüyoruz ama bu tutumluluğu sayesinde benim de bu atölyeyi açmamda büyük katkısı oldu, hatta o olmasaydı açamazdım sanırım. İşte ben de ihtiyacı olduğunu bildiğim için ona bir dikiş kutusu yapayım dedim. Ruhuna uygun kırmızılı, kalpli, şen şakrak bir kutu boyadım, hamurla kabarttım, yanına da "Ülkü'nün dikiş kutusu" yazdım. Başkasıyla karışıverir hafazanallah!
Çok konuştum geçelim fotoğraflara.
Bu arada fotoğraflara dikkat ettiniz mi öncekilere nazaran ne kadar net çıktı. Ne oldu makinama eskiden iyiydi şimdi buğulu çekiyor diye günlerdir oynamadığım ayarı kalmadı. Daha bugün merceği silmeyi akıl ettim, fotoğraflar pırıl! Allahım akıl dağıtırken beni boyaya mı göndermiştin, nerdeydim? Off off :)
Bir de seramik vazo boyadım bu hafta. Çok uzun yıllardır muhasebecimiz olan ama artık kardeşim olarak gördüğüm canım Çilem'ciğimin de aylar önce boyamam için verdiği vazo bu. Ancak elime alabildim ama güzel oldu, ne dersiniz? Seramiğe önce su bazlı vernik sürdüm. Sonra beyaza boyadım. Çiçekleri hamurla kabarttım ve püskürtme tekniği ile boya püskürttüm. Verniği de attım mıydı, hazırrr.
Haftaya yeni ürünlerle buradayım, beklerim efenim.


.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)


